Dünya Mindfulness Günü: Uygulamaya Yeniden Dönmek için Bir Davet
Bazı günler kutlamak için değil, hatırlamak için vardır. Dünya Mindfulness Günü de dikkatimizi hayatın içinde nasıl kullandığımızı, kendimizle ve dünyayla nasıl ilişki kurduğumuzu yeniden hatırlamak için bir davet olabilir.
Mindfulness uygulamalarına başladığımızda çoğumuz belirgin bir değişim bekleriz: Zihnimiz sakinleşsin, stresimiz azalsın, duygularımız bizi daha az zorlasın… Oysa uygulamalar derinleştikçe meselenin daha iyi hissetmek olmadığını görmeye başlarız. Mindfulness, yaşadıklarımızı kontrol etmekten çok, onlarla kurduğumuz ilişkiyi fark etmek, ve yaşananları HİSSETMEK üzerindedir.
Bazen sakinlik getirir, bazen de uzun zamandır uzak durduğumuz bir huzursuzluğu görünür kılar. Bazen nefesi takip etmek kolaydır; bazen birkaç dakika boyunca yerimizde kalmak bile zorlaşır. Mindfulness uygulamalarının gerçekliği tam da buradadır: Deneyimin nasıl olması gerektiğiyle değil, şu anda nasıl olduğuyla ilgilenmek.

Mindfulness uygulamaları yalnızca iyi hissettiğimiz günler için değildir.
Uygulamaları sürdürmenin önündeki en büyük engellerden biri, mindfulness’ı belirli bir ruh hâliyle ilişkilendirmektir. Kendimizi huzurlu hissettiğimizde meditasyon yapmak kolay olabilir. Fakat zihnimiz dağınıkken, yorgunken, öfkeliyken ya da hayatın hızı içinde sıkışmış hissederken uygulamaya yönelmek çok daha güçtür.
Oysa mindfulness uygulamalarının en çok anlam kazandığı zamanlar, çoğu kez tam da bu anlardır.
Mindfulness, zorlanmayı ortadan kaldırmayı vaat etmez. Ancak zorlandığımızı daha erken fark etmemize yardımcı olabilir. Bedendeki gerilimi, zihnin tekrar tekrar aynı düşünceye dönmesini, ses tonumuzun değişmesini veya otomatik bir tepkinin yaklaşmakta olduğunu görebiliriz. Bu fark ediş, yaşanan şeyi hemen değiştirmese bile bize bir alan açar.
O alanda tepki vermek yerine beklemek, savunmaya geçmeden dinlemek, sınır koymak, yardım istemek ya da yalnızca birkaç bilinçli nefes almak mümkün hâle gelebilir.
Son yıllardaki araştırmalar da mindfulness temelli programların özellikle stres ve kaygı belirtilerinin azalmasına, dikkatin düzenlenmesine ve zorlayıcı duygularla daha sağlıklı bir ilişki kurulmasına katkıda bulunabildiğini gösteriyor. Örneğin, kaygı bozukluğu yaşayan yetişkinlerle gerçekleştirilen kapsamlı bir klinik çalışmada sekiz haftalık MBSR programının kaygı belirtileri üzerindeki etkisinin yaygın kullanılan bir ilaç tedavisinden daha düşük olmadığı bulundu. Bu sonuçlar mindfulness’ı her derde çare olarak göstermiyor; ancak düzenli ve yapılandırılmış uygulamaların psikolojik iyi oluşu destekleyebilen güçlü bir kaynak olabileceğini düşündürüyor.
Devam etmek neden önemlidir?
Mindfulness tek seferlik bir kavrayıştan çok, tekrar tekrar kurulan bir ilişkidir. Bedene dönmek, nefesi hissetmek, sesleri duymak, düşünceleri düşünce olarak tanımak… Bunların her biri, dikkati yeniden eğitmenin yollarıdır.
Düzenli uygulama, her gün aynı deneyimi yaşayacağımız anlamına gelmez. Tam tersine, mindfulness uygulamalarının doğasında değişkenlik vardır.
Araştırmaların işaret ettiği önemli noktalardan biri de tam olarak budur: Mindfulness uygulamalarının etkisi yalnızca geçici bir rahatlama hissinden ibaret değildir. Düzenli tekrar, dikkatin dağıldığını fark etme ve dikkati yeniden yönlendirme becerisini destekleyebilir. Aynı zamanda kişinin bedensel duyumlarını daha erken fark etmesi, stres tepkisini tanıması ve yoğun duygular karşısında otomatik davranmadan önce durabilmesi için bir zemin oluşturabilir.
Bu nedenle devam etmek, kusursuz bir rutin kurmak demek değildir. Bazen kırk dakika oturmak, bazen üç defa nefes almak; bazen mindful hareket yapmak, bazen yürürken ayakların yerle temasını hissetmektir. Önemli olan hiç kopmamak değil, koptuğumuzu fark ettiğimizde yeniden dönebilmektir.
Her geri dönüş, mindfulness uygulamasının kendisidir.

Mindfulness yaşamdan geri çekilmek değildir
Mindfulness zaman zaman yalnızca bireysel rahatlama yöntemi gibi ele alınabiliyor. Oysa farkındalık geliştikçe yalnızca iç dünyamızı değil, ilişkilerimizi ve davranışlarımızın etkilerini de daha açık görmeye başlarız.
Nasıl konuştuğumuz, nasıl dinlediğimiz, aceleyle hangi sonuçlara vardığımız, kendimize ve başkalarına ne kadar alan tanıdığımız görünür hâle gelir. Böylece mindfulness, meditasyon minderinin sınırlarını aşar.
Birini dinlerken vereceğimiz cevabı hazırlamak yerine gerçekten orada kalmak; bir hata yaptığımızda kendimizi acımasızca eleştirmek yerine sorumlulukla ve şefkatle yaklaşmak; zor bir durumda otomatik alışkanlıklarımızın peşinden gitmeden önce durabilmek… Bunların tümü mindfulness uygulamalarının gündelik yaşamdaki karşılıklarıdır.
Her gün yeniden başlamak
Uzun süredir mindfulness uygulamalarını sürdürenlerin de bildiği gibi, bu yolculukta “artık tamamlanmış olmak” diye bir nokta yoktur. Dikkat dağılır. Eski alışkanlıklar geri gelir. Bazen günlerce, haftalarca uygulama yapılmaz. Bunlar başarısızlık değil, deneyimin parçalarıdır.
Mindfulness bize yeniden başlamayı öğretir. Üstelik bunu kendimizi suçlamadan yapabilmeyi…
“Daha düzenli olmalıydım” düşüncesinin içinde kaybolmak yerine, bugün yeniden oturabiliriz. Bir süredir bedenimizle bağımızı kaybettiğimizi fark ettiğimizde, o anda ayaklarımızın yere temasına dönebiliriz. Zihnimizin geleceğe sürüklendiğini gördüğümüzde, içinde bulunduğumuz nefesi hissedebiliriz.
Başlangıç noktası her zaman “şimdiki andır”. Her an yeni bir başlangıçtır.

Bugün için küçük bir davet
Dünya Mindfulness Günü’nde kendinize yeni bir hedef koymanız gerekmiyor. Belki bugün yalnızca mindfulness uygulamalarıyla ilişkinize yargılamadan bakabilirsiniz:
Mindfulness uygulamalarına ne zaman yaklaşıyor, ne zaman ondan uzaklaşıyorsunuz? Deneyiminizi değiştirmeye mi çalışıyor, yoksa onu gerçekten tanımaya mı izin veriyorsunuz? Mindfulness gündelik ilişkilerinize, seçimlerinize ve davranışlarınıza nasıl yansıyor?
Ardından birkaç dakikalığına durabilirsiniz. Bedeni hissedebilir, nefesin doğal akışını izleyebilir ve o anda mevcut olan deneyime alan açabilirsiniz. Özel bir şey yaşamanız gerekmeden, yalnızca orada olabilirsiniz.
Mindfulness yaşamın zaten içinde bulunduğumuz an ile daha açık, daha kasıtlı ve daha nezaketli bir ilişki kurmanın yoludur.
Mobil Meditasyon Uygulamaları Sizi Destekleyebilir
Mindfulness temelli meditasyonlar üzerine tasarlanmış mobil uygulama Mindoor App size uygulamalarınızı sürdürülebilir kılmak konusunda yardımcı olabilir. Mindoor App'i incelemek için tıklayabilirsiniz.
Mindfulness’ı Yaşamınızda Derinleştirmek İsterseniz
Mindfulness uygulamalarını yaşamınızda daha düzenli ve sürdürülebilir hâle getirmek istiyorsanız, 8 Haftalık Mindfulness Temelli Stres Azaltma (MBSR) Programı bu yolculuk için yapılandırılmış bir alan sunar.
Sekiz hafta boyunca bir grupla ve eğitmen rehberliğinde ilerlemek, uygulamaları yalnızca öğrenmeyi değil, düzenli biçimde sürdürerek günlük yaşamınızın bir parçası hâline getirmek istiyorsanız MBSR Programı’nı inceleyebilir ve yaklaşan programa katılabilirsiniz.
Ayrıca, mindfulness temelli programların uygulayıcısı olmak ve derinlemesine bir eğitim almak isterseniz de yılda 1 defa açılan MBSR Eğitmenlik Eğitimi programımız da kasım ayında başlıyor. İncelemek isterseniz buraya tıklayabilirsiniz.
Dünya Mindfulness Günü, hepimiz için mindfulness uygulamalarıyla yeniden buluşmaya ve yaşamın içinde daha farkında, açık ve nezaketli bir şekilde var olmaya yönelik bir davet olsun.
.png)



Yorumlar